Ayva reçeli üretiminde kullanılacak ayvanın uygun dönemde hasat edilmiş olması ve reçel üretimine uygunluğu önemlidir. İşletmeye alınan ayvaların istenen ölçütleri taşıyıp taşımadığı kontrol edilerek tespit edilir.
İşletme ölçütlerine uygun olan ayvalar tasnif edilerek aşağıda belirtilen ön işlemlerden geçirilir:
Yıkama: Üretime alınacak olan ayvalar önce yıkanarak üzerindeki toz, toprak,
yabancı maddeler ve zirai ilaç kalıntılarından arındırılmalıdır.
Ayıklama, sınıflandırma: Temizlenen ayvaların ayıklama safhasında dal ve
yaprak kısımları ile bozuk, çürük veya zedelenmiş olan kısımları ayıklanır.
Ürün kalitesi açısından ayıklama safhasının dikkatli yapılması gereklidir.
Ayıklama işletme şartlarına göre elle ya da mekanik olarak gerçekleştirilebilir.
Ayıklanan ayvalar cinsine, olgunluk derecesine, şekil, boyut vb. özelliklerine
göre sınıflandırılmalıdır. Sınıflandırmada işletme ve üretim özelliklerine göre
farklı birçok sistem kullanılabilmektedir.

Ayva Reçeli Üretimi Nasıl Üretilir
Kabuk soyma: Ayva reçeli üretiminde kabuk soyma işlemi isteğe göre
değişmekle birlikte genellikle soyulması tercih edilir. Kabuk soyma elle,
mekanik olarak vb. yöntemlerle yapılabilmektedir.
Çekirdek yuvasını çıkarma: Kabukları soyulan ayvalar ikiye bölünür ve
çekirdek yuvaları çıkarılır.
Doğrama veya dilimleme: İsteğe göre değişen bu aşamada küp doğrama,
dilimleme vb. kullanılabilir. Kalınlık işletmenin talebi yönünde ayarlanabilir.
Haşlama: Ayva gibi sert olan meyvelerde yumuşama gerçekleşinceye kadar
haşlama yapılması bir zorunluluktur. Aksi takdirde meyve eti sert kalır ve şeker meyve içine yeterince işleyemez.Ayva reçeli için gerekli olacak ham madde ve yardımcı maddeler reçetede belirtilen miktar ve özelliklere uygun olarak üretime başlamadan önce hazırlanmalıdır. Ayva reçelinde
ham madde olan ayva % 45, şeker % 45 oranlarında bulunmalıdır.

Kristalleşmeyi önlemek ve tat dengesini oluşturmak için kullanılacak glikoz şurubu %10 oranında katılmalıdır.Asitliği düzenlemek için sitrik asit kullanılabilir. Jel oluşturmak için kullanılan pektininhazırlanmasında dolum şekli ve jelleşme süresinin bilinmesi önemlidir. Hızlı jelleşen pektinler yüksek sıcaklıkta dolum yapıldığında, yavaş jelleşen pektin ise büyük ambalajlara
doldurulan ürünlerde kullanılmaktadır. 85-88 °C sıcaklıkta kutu ve kavanozlara dolumlarda yavaş ve orta hızda jelleşen pektinler tercih edilmektedir.
Aşağıda ayva reçeli için örnek bir reçete verilmiştir:
Dilimlenmiş ayva: 40 kg
Kristal hâlde şeker: 66 kg
4-5 dereceli pektin (çözelti olarak) : 5 kg
Kristal hâlde sitrik asit: 100-120 g
Yeterli miktarda su
Randıman: 100 kg. ayva reçeli elde edilir.Reçeteye uygun olarak hazırlanan yardımcı madde ve ham maddeler aşağıda belirtilen pişirme aşamaları takip edilerek vakum altında reçel elde edilir.Ön karıştırma kazanında ayva, şeker ve su karıştırılarak şekerin tamamen erimesi sağlanır ve 60–65 °C’ ye kadar ısıtılır.60–65°C’ ye kadar ısıtılan karışım vakum kazanına çekilerek burada 650-675 mm Hg vakum altında 60 °C civarında son kuru madde içeriğine kadar
pişirilerek koyulaştırılır.Pişirme sonunda vakum kaldırılarak ürün son pişirme tankına alınır.
Ürün son pişirme kazanında 85–88° C’ ye kadar ısıtılırken pektin çözeltisi ve
asit karıştırılarak ilave edilir.Son pişirme kazanında istenen sıcaklığa getirilen reçel karışımı hemen doluma alınır.Dolumu yapılacak kavanoz ya da kutuların önceden sterilize edilmesi gereklidir.Dolum kapları sterilize edildikten sonra dolum sıcaklığında (85–88 °C) olan ayva reçelinin dolumu yapılır, hermetikli olarak kapatılır ve pastörize edilir.Pastörizasyonda kapatılan ambalajlar pastörizasyon sepetine konulur ve 82–88 °Csıcak su içinde ya da sıcak su duşunda 15–30 dakika süreyle tutularak pastörize edilir. Bazı işletmelerde pastörizasyon uygulamada gelişmiş pastörizatörler de kullanılabilmektedir.
Pastörize edilen ürünler ambalaj özelliğine uygun olarak soğutma ve kurutma
tünelinde soğutulur. Ambalaja uygun olarak etiketlenir ve koli yapılır.
Satışa hazır hâle gelen koliler paletler yardımı ile depoya kaldırılır ve düzgün olarak istiflenir.

 

Ayva Reçeli Yapmada Dikkat Edilecek Hususlar Aşağıda Listelenmiştir

1-Reçel yapımında istenilen ölçütlere uygun niteliklerde ayva seçilmelidir.
2-Sert yapıları nedeniyle ayva dilimlemede kullanılan bıçakların paslanmaz
çelikten olması ve işleme esnasında karardığı için asitli suda bekletilmesi
gereklidir.
3-Pişirme öncesinde ayva dilimlerinin yumuşayıncaya kadar haşlanması
sağlanmalıdır.
4-Ayva üzerindeki hav (tüy) temizlenmelidir.
5-Ayva artıkları reçel üretimi için gerekli pektinin eldesinde kullanılabileceğinden
atılmamalıdır.
6-İçeriğindeki şeker miktarı refraktometre ile ölçülmeli, % 67′ yi geçmemelidir.

Ayva Reçeli Yapmı

 

Ülkemizde reçel ve marmelâdı sevilerek tüketilen bir meyvedir. Meyve şekline göreelma ve armut biçiminde olabilen ayvanın pek çok çeşidi bulunmaktadır. Bunlar, aşağıdasıralanmıştır:

Bardak ayvası: İri ve gösterişli sofralık bir ayvadır. Kocaeli bölgesindeyetiştirilen bardak ayvasının kabuğu sarı renkte, sık tüylü, sulu, mayhoş tatta veetli gevrek bir yapıdadır. Eylül sonrasında toplanan bu ayva çeşidi doğalkoşullarda uzun süre saklanabilmektedir. Sofralık kullanıldığı gibi, teknolojikdeğerlendirme şekillerine de elverişlidir. Bütün bölgeler için tavsiye edilir.

Ekmek ayvası: Ekmek ayvasının pek çok çeşidi bulunmaktadır. Genel olarakiri ve gösterişli olan ekmek ayvasının kabuğu sarı renkte, kalın ve serttir. Meyveet dokusu gevşek, aromalı, sulu olan bu ayva lezzetlidir. Tescilliçeşitlerimizdendir.

Limon Ayvası: Pek çok çeşidi bulunan limon ayvasının kabuğu adından daanlaşılacağı gibi limon sarısı renktedir. Kalın kabuklu, havlı ve serttir. Meyveeti sarımtırak, gevrek, bol sulu ve mayhoştur. Yetiştirilmesi bütün bölgeler içintavsiye edilir.

Tekkeş ayvası: İri ve gösterişli yapıda olan, ince kabuklu tüylü bir ayva çeşididir. Parlak sarı renkte kalın kabuğu olan bu ayva çeşidinin meyve etigevrek ve suludur. Tatlı bir posası vardır. Özellikle meyve suyu ve marmelatüretimi için elverişlidir. En uygun saklama sıcaklığı 1.5°C ve % 75-80 bağılnemdir.

Şeker gevrek: Meyve iri, düzgün şekilli, karın tarafı şişkin, sap ve çiçekçukuruna doğru hafif darcadır. Kabuk ince havlı, parlak sarı renkte ve gevrektir.Meyve eti sulu, hafif mayhoş olup boğucu değildir. Ekimin ilk haftasındatoplanır. Şubat’a kadar saklanabilir. Bütün bölgeler için tavsiye edilir.

Reçellik Ayva Çeşitleri

Bencikli ayvası: Yöresel adı “Bencikli” dir. Ağacın gelişmesi orta kuvvette veçok verimlidir. Meyve şekli oval olup, rengi koyu sarıdır. Meyve et dokusu sıkı,çok aromalı; tatlı ve orta sulu olup, boğuculuk azdır.Ø EGE 22: Yöresel adı “İstanbul” dur. Ağacı kuvvetli gelişir ve orta verimlidir.Meyve şekli oval olup, rengi yeşilimsi sarıdır. Meyve et dokusu gevşek, ortaaromalı, tatlı ve çok sulu olup, boğucu değildir. Tescilli çeşitlerimizdendir.

EGE 25: Yöresel adı “Midilli “dir. Ağacı orta kuvvetli gelişir ve çok verimlidir.Meyve şekli oval olup, rengi yeşilimsi sarıdır. Meyve et dokusu gevşek, etsertliği orta aromalı, tatlı ve çok sulu olup, boğucu değildir. Tescilliçeşitlerimizdendir.

Eşme: Yöresel adı “Eşme” dir. Ağacın gelişmesi kuvvetli ve çok verimlidir.Meyve rengi sarıdır, et dokusu gevşektir. Meyve, az aromalı, mayhoş tatta veorta sulu olup; boğuculuğu azdır.

 

Gerek çiğ gerek pişmiş olarak beğeni ile tüketilen ayva meyvesini veren ayva ağacı,gülgillerdendir. Ana yurdu kesin olarak bilinmeyen ayva ağacının yabani örneklerine İran,Kafkasya, Kırım, Yunanistan ve çevre bölgelerde rastlanmıştır. Dünyanın birçok yerinde ayva ağacı ya hiç üretilmez ya da pek az üretilir.
Sonbaharda olgunlaşan meyvesi elma ve armudu andırır. Fakat daha iri, sarı renkli,çeşidine göre sert ya da gevrek etli, buruk tatlı ve hoş kokuludur.
Reçel yapımında kullanılacak ayva çeşitlerinin aşağıdaki özellikleri taşıması
gereklidir:
1-Hasat sonrası elde edilmeli ve aynı cins olmalıdır.
2-Özellikle kurt ve meyve içi küf içermemelidir.
3-Zedelenmemiş, zarar görmemiş olmalıdır.
Reçelinde Kullanılan Ayvaların Özellikleri

 

Vişne reçeli üretiminde kullanılacak vişnenin uygun dönemde hasat edilmiş olması üretime uygunluğu açısından önemlidir. İşletmeye alınan vişnelerin istenen ölçütleri taşıyıptaşımadığı kontrol edilerek tespit edilir.İşletme ölçütlerine uygun olan vişneler tasnif edilerek aşağıda belirtilen ön
işlemlerden geçirilir:
Yıkama: Üretime alınacak olan vişneler önce yıkanarak üzerindeki toz, toprak,yabancı maddeler ve zirai ilaç kalıntılarından arındırılmalıdır. Yıkama işlemi ön yıkama, yıkama, durulama aşamalarından geçirilerek yıkama platformlarında gerçekleştirilir.
Ayıklama, sap alma, sınıflandırma: Temizlenen vişnelerin ayıklama
safhasında dal ve yaprak kısımları ile bozuk, çürük veya zedelenmiş olan
kısımları ayıklanır. Ürün kalitesi açısından ayıklama safhasının dikkatli
yapılması gereklidir. Ayıklama işletme şartlarına göre elle ya da mekanik olarak gerçekleştirilebilir. Ayıklanan ham madde renk, olgunluk derecesi, şekil, boyut vb. özelliklere göre sınıflandırılmalıdır. Sınıflandırmada işletme ve üretim özelliklerine göre farklı birçok sistem kullanılabilmektedir.

Vişne Reçeli Üretimi Nasıldır
Çekirdek çıkarma: Vişne meyvesine uygulanan son işlem çekirdek
çıkarmadır. Küçük işletmelerde bu işlem özel bıçaklar yardımıyla elde
yapılırken büyük işletmelerde makinelerde yapılmaktadır. Piyasada vişne
çekirdeğini çıkarmaya yönelik çekirdek çıkarma makineleri mevcuttur.
Vişne reçeli için gerekli olacak ham madde ve yardımcı maddeler reçetede belirtilen miktar ve özelliklere uygun olarak üretime başlamadan önce hazırlanmalıdır. Vişne reçelinde ham madde olan vişne % 45, şeker% 45 oranlarında bulunmalıdır. Kristalleşmeyi önlemekve tat dengesini oluşturmak için kullanılacak glikoz şurubu % 10 oranında katılmalıdır.
Asitliği düzenlemek için sitrik asit kullanılabilir. Asitlik oranı yüksek olan vişnede vişnenin pH düzeyine göre sitrik asit katılabilir veya katılmayabilir. Jel oluşturmak için kullanılan pektinin hazırlanmasında dolum şekli ve jelleşme süresinin bilinmesi önemlidir. Hızlı jelleşen pektinler yüksek sıcaklıkta dolum yapıldığında, yavaş jelleşen pektin ise büyük ambalajlara doldurulan ürünlerde kullanılmaktadır. 85–88 °C sıcaklıkta kutu ve kavanozlara dolumlarda yavaş ve orta hızda jelleşen pektinler tercih edilmektedir.
Aşağıda vişne reçeli için örnek bir reçete verilmiştir:
Çekirdeği çıkarılmış vişne: 50 kg
Kristal hâlde şeker: 66 kg
4–5 dereceli pektin (çözelti olarak) : 5 kgKristal hâlde sitrik asit: 90 g
Yeterli miktarda su
Randıman: 100 kg vişne reçeli elde edilir.
Reçeteye uygun olarak hazırlanan yardımcı madde ve ham maddeler aşağıda belirtilen pişirme aşamaları takip edilerek vakum altında reçel elde edilir.
Ön karıştırma kazanında vişne, şeker ve su karıştırılarak şekerin tamamen erimesi sağlanır ve 60–65 °C’ ye kadar ısıtılır.
60–65 °C’ ye kadar ısıtılan karışım vakum kazanına çekilerek burada 650-675
mm Hg vakum altında 60 °C civarında son kuru madde içeriğine kadar
pişirilerek koyulaştırılır.Pişirme sonunda vakum kaldırılarak ürün son pişirme tankına alınır.Ürün son pişirme kazanında 85–88 °C’ ye kadar ısıtılırken pektin çözeltisi ve asit karıştırılarak ilave edilir.
Son pişirme kazanında istenen sıcaklığa getirilen reçel karışımı hemen doluma
alınır.Dolumu yapılacak kavanoz yada kutuların önceden sterilize edilmesi gereklidir.Dolum kapları sterilize edildikten sonra dolum sıcaklığında (85–88 °C) olan vişne reçelinin dolumu yapılır, hermetikli olarak kapatılır ve pastörize edilir.
Pastörizasyonda kapatılan ambalajlar pastörizasyon sepetine konulur ve 82–88 °C sıcak su içinde ya da sıcak su duşunda 15–30 dakika süreyle tutularak pastörize edilir. Bazı işletmelerde pastörizasyon uygulamada gelişmiş pastörizatörler de kullanılabilmektedir.
Pastörize edilen ürünler ambalaj özelliğine uygun olarak soğutma ve kurutma
tünelinde soğutulur. Ambalaja uygun olarak etiketlenir ve kolilenir.
Satışa hazır hâle gelen koliler paletler yardımı ile depoya kaldırılır ve düzgün olarak istiflenir.

 

Vişne reçeli yapmada aşağıda belirtilen hususlar dikkate alınmalıdır:
1-Vişneler koyu renkli, iri taneli ve hasat olgunluğunda olmalıdır.
2-Vişnelerin pH’ı ölçülmeli reçetedeki oranlar buna göre ayarlanmalıdır.
3-Reçetede belirtilen ölçülere ve işlem basamaklarına uyulmalıdır.
4-Dolum şekline göre pektin türü belirlenmelidir ( jel oluşturmak için kullanılanpektinin hazırlanmasında dolum şekli ve jelleşme süresinin bilinmesi önemlidir.
5-Hızlı jelleşen pektinler yüksek sıcaklıkta dolum yapıldığında, yavaş jelleşen
pektin ise büyük ambalajlara doldurulan ürünlerde kullanılmaktadır).
6-Ön işlemleri yapılan vişneler üretime geçmeden soğuk ortamda tutulmalı
böylece suyunu bırakmaması sağlanmalıdır.
7-Reçelde kristalizasyon oluşmaması için meyve oranı aşırı yoğun tutulmamalıdır.
8-Refraktometre ile reçelin kuru madde miktarı kontrol edilmelidir ( %67′ yi
geçmemelidir.).
9-Reçel kalitesi açısından katkı maddeleri olarak bilinen diğer maddeler
kullanılmamalıdır.

Vişne Reçeli Yapmı

 

Ülkemizde iki önemli vişne ağacı türü yetiştirilmektedir. Her iki türün ağaçları da, temmuz ayından başlayarak bol ürün verir. Reçel üretiminde tercih edilen ve yetiştiriciliği önerilen vişne çeşitleri şunlardır:

Kütahya vişnesi; Ağaçları çok verimli olup hiç meyve çatlaması yapmaz. Meyvesi iyi lezzette, yuvarlak, çok iri, koyu morumsu şarabi renkte, ince kabuklu, sert ve çok sulu, az lifli ve çok iyi kaliteli bir vişne türüdür. Çekirdek ete çok az bağlıdır. Geç çiçeklenip olgunlaşan bu tür vişne yetiştirilen tüm bölgelere tavsiye edilir. Haziran sonlarında olgunlaşan Kütahya vişnesinin net et ağırlığı 6.29 g’ dir.

Montmorency: Ağaçları kuvvetli gelişen ve çok verimli olan bu cinste meyve çatlaması görülmez. Orta sert yapıda olan vişne kırmızı renkli, yuvarlak şekilli ve iyi kalitedir. Çekirdek ete bağlı değildir. Geç mevsimde çiçeklenir ve olgunlaşır. Haziran ayı ortalarında olgunlaşan bu vişne türünün meyvesi lezzetlidir ve orta iriliktedir. Meyvenin net olarak et ağırlığı 4.29 g’dır. Vişne yetiştirilen bütün bölgelere tavsiye edilir.

Vişne Çeşitleri

Montmorency vişne Reçel yapımında vişne çeşitlerinin yanı sıra kiraz çeşitleri de kullanılmaktadır. Reçel üretiminde kullanılan bazı kiraz çeşitleri ve özellikleri şunlardır: Turfanda kara kiraz: Ağacı dik ve çok kuvvetli gelişir. Çok erken olgunlaşır, meyvesi orta iriliktedir. Ağaç verimi çok iyi, meyve lezzeti iyi, orta sertlikte, morumsu şarabi renkli, kalp şeklinde ve kaliteli bir çeşittir. Çekirdek ete çok az bağlıdır. Kirazın yetişebildiği bütün bölgelere tavsiye edilir. Yola dayanıklılığı azdır.

Napolyon kirazı: İri meyvesi olan, kabuk sarı-kırmızı renklerde sert etli, tatlı ve sulu bir kiraz çeşididir. Çekirdek etten kolay ayrılır. Çoğunlukla pastacılıkta kullanılan bu çeşit reçel için de uygundur. Black eagle: İyi kaliteli bir kiraz çeşididir. İri meyveli, ince kabuklu olan bu çeşitte renk koyu kırmızı ve siyah arasıdır. Eti suludur. Hoş bir tadı vardır.

Early burled: Ağacı yarı dik ve kuvvetli gelişir. Çok erken olgunlaşır, meyvesi iridir, yüksek oranda meyve çatlaması yaptığı için hasada yakın zamanda yağış almayan bölgelere tavsiye edilir. Ağaç çok verimli, meyve lezzeti iyi, sert, parlak kırmızı renkli, biraz ince uzun şekilli ve iyi kaliteli bir kirazdır. Çekirdek ete çok az bağlıdır. Vista: Ağacı yaygın ve orta kuvvette gelişir, erken olgunlaşır, meyvesi iridir. Ağaç verimi iyi, meyvesi çok iyi lezzette, sert, parlak, koyu kırmızı renkli, geniş kalp şekilli ve çok iyi kalitededir. Çekirdek ete çok az bağlıdır. Kirazın yetiştirildiği bütün bölgelere tavsiye edilir. Çorum: Ağacı çok kuvvetli yukarı doğru ve yaygın olarak gelişir, orta mevsimde olgunlaşır, meyvesi iridir. Ağaç verimi çok iyi, meyvesi iyi lezzette, sert etli, donuk sarı zemin üzeri parlak kırmızı renkte, kalp şeklinde ve iyi kalitededir. Çekirdek ete çok az bağlıdır.

Edirne: Çok erkenci, meyvesi yuvarlak, orta iri (3, 3.5 g), kahverengimsişarabi renkte, orta sert ve az lifli, orta kalitededir. Ağaçları verimli olup, % 10 oranında meyve çatlaması yapar. Yola orta derecede dayanıklıdır. 1.1.2. Besin

 

Gülgiller familyasından olan vişne ağaçları meyvelerini yaz ortalarında vermektedir.Ekşi tadı olan vişne bol sulu ve koyu kırmızı renktedir. Taze olarak tüketilmesinin yanı sıra eyve suyu, şekerleme, meyve konservesi, dondurulmuş vişne,reçel vb üretiminde de kullanılmaktadır.
Vişne reçeli sevilerek tüketilen bir çeşittir. Reçel yapımında vişne meyvesinin yanı sıra özellikleri ve görünüşü açısından vişneye çok benzeyen kiraz meyvesi de kullanılmaktadır. Birbirine yapı ve görünüş itibariyle çok benzeyen vişne ve kiraz arasındakien belirgin fark tadıdır. Vişne ekşi, kiraz tatlı olduğu için reçel yapımında ayrı ayrı veya birlikte kullanılabilmektedir. Dünyada bilinen 600 vişne, 1500 kiraz çeşidi bulunmaktadır.
Vişne çeşitlerinin hepsi yoğun kırmızı renkte olduğundan reçel ve marmelat işlemede elverişli bir meyvedir. Kirazda ise meyve eti doğal antisiyanidinlerle (üzüm cibresi boyası, kırmızı pancar) boyanarak reçel yapılabilmektedir.
Reçel yapımında kullanılan vişnelerin şu özellikleri taşıması gereklidir:

reçel yapımında vişne
Vişnelerin koyu renkli ve iri taneli, aynı cins olması istenmektedir.
Olgunlaştıktan sonra hasat edilmiş taze vişneler kullanılmalıdır. Olgunlaşmamış
vişneler sert olur ve aromaları yeterince gelişmemiştir.
Çürük olmamalıdır.
Yarasız olmalı, yüzeyinde darbe izi bulunmamalıdır.
Kurtlu olmamalıdır (pratikte vişnelerin kurtlu olup olmadığı tuzlu su
uygulaması ile anlaşılabilir. Az tuzlu su içinde bekletilen vişneler kurtlu ise su
yüzeyine kurtlar çıkar).
Çekirdek meyve etine bağlı olmamalıdır.
İnce kabuklu olmalıdır.
Meyve eti lezzetli olmalıdır.

 

Reçel geleneksel bir gıda maddesi. Osmanlı mutfağının, yılların içinden süzülerek gelen özelliklerini hala taşıyor. Kaynaklarda çok çeşitli reçel tariflerini bulmak mümkün. Osmanlı, gözüne kestirdiği hemen tüm meyvelerin reçelini yapmış, en azından denemiş. Hünnap’dan keçiboynuzuna kadar çok zengin bir liste var. Bunu, biraz da iklimin imkan tanıdığı meyve bolluğunun bir avantajı olarak görmek gerek. Portakal ile vişnenin aynı sınırlar içinde üretilebildiği çok fazla ülke yok dünyada!

Tüm geleneksel ürünlerde olduğu gibi yerel özellikler reçelde de ağır basıyor. Karpuz kabuğu reçelini Antalya’da, fındık reçelini Doğu Karadeniz’de, gül reçelini Isparta’da, patlıcan reçelini.… bu liste böyle uzar gidiyor. Ancak bu çeşitlilik yöresel üretimle sınırlı. Damak zevkinin yöreler arasında önemli farklılıklar göstermesi nedeniyle, çoğu reçel çeşidi ancak kendi yöresinde tanınıp biliniyor. Daha çok da evlerde marifetli ev kadınları tarafından üretiliyor.

Sanayide yaygın olarak üretimi yapılan belli başlı reçeller ise 6-7 çeşidi geçemiyor. Diğer çeşitler evlerde yapılıyor. Zaten ülkemizdeki toplam reçel üretiminin yüzde 48′i sanayide, yüzde 52′si evlerde üretiliyor. Elde kesin bir ölçüm yok tabii. Bu verdiğimiz oranlar, gıda sektörünün meslek kuruluşlarında genel kabul gören oranlar.
Reçel Piyasası Durumu
Evde reçel üretimi, günümüzde ağırlıklı olarak kırsal kesimde görülüyor. Kentleşme, ev kadınının iş hayatına geçmesi, ev ekonomisinin biçim değiştirmesi gibi klasik nedenler, diğer geleneksel gıda ürünlerinde olduğu gibi reçel tüketimini de etkiliyor ve giderek reçeli market rafından alma tercihi öne çıkıyor. Reçeli evde üretmektense market rafından almayı tercih etme eğiliminin hızı ne acaba Bu değişimin çok hızlı olduğunu söylemek pek mümkün görünmüyor. Bu konuda yorum yapmak için AcNielsen’in perakende satış verileri bir hareket noktası olarak alınabilir. .

AcNielsen’in perakende satış verilerine baktığımızda, markalı, ambalajlı reçel pazarının 2004 yılında 30 milyon dolar büyüklüğünde olduğunu görüyoruz. Değer olarak büyüme oranı 2003 yılına göre yüzde 15.8. Ancak bu rakamı enflasyondan arındırılmış satış değerine çevirdiğimizde, madalyonun arka yüzü çıkıyor ortaya. Çünkü 2004 yılında markalı reçel pazarının enflasyondan arındırılmış satış değerlerine göre büyüme oranı, eksi yüzde 0.9. Yuvarlak hesap eksi bir. Miktar olarak baktığımızda ise büyümenin yüzde 3.8 olduğunu görüyoruz.

Şimdi bu verileri analiz edelim. Markalı reçel pazarının 2004 yılında değer olarak büyümemiş olduğu anlaşılıyor. Enflasyonun satış değerlerini yükseltmesini işin içinden çıkardığımızda, markalı reçel pazarı için, olduğu yerde durmuş diyebilirsiniz. Hatta yaklaşık olarak yüzde bir oranında küçülmüş bile. Miktara gelince. 2000 nüfus sayımında nüfus artış hızı yüzde 1.8 olarak ölçüldü. Bu oranı markalı reçelin miktar olarak büyüme oranı olan yüzde 3.8′den çıkardığınızda geriye yüzde 2 kalıyor. Buna bakarak ortalama bir ifade ile markalı reçel pazarının evlerde üretilen reçelden 2004 yılında ancak yüzde 2′lik bir pay alabildiğini söyleyebiliriz.

Miktar olarak yüzde 3.8 büyüyen markalı reçel pazarı, enflasyonun etkisini çıkardığımızda değer olarak ortalama yüzde bir gerilemiş. Bu nasıl oluyor Reçel üreticileri rekabet nedeniyle 2004 yılında fiyatların reel olarak az da olsa gerilediğini söylüyorlar. Açıkçası toplam reçel üretiminin yarısının evlerde yapılıyor olması, sanayi üretimi reçellerin fiyat politikasına büyük bir denge unsuru olarak yansıyor.

Vişnenin Türk damak tadında çok önemli bir yeri var. Meyva suyunda ilk sırayı şeftaliye kaptıran vişne, reçelde yüzde 35 ile ilk sırada. Onu yüzde 30 ile çilek takip ediyor. Ardından yüzde 8 ile gül ve yüzde 7 ile kayısı reçelleri geliyor. Ahududu reçelde son yılların yükselen trendi. Şimdilik tercih oranı yüzde 3.5 dolayında. Ancak ahududu reçelinin satışlarında düzenli bir artış görülüyor. Potansiyeli de büyük. Çünkü henüz ülkenin her yanında tam olarak tanınmıyor. Örneğin Güneydoğu Anadolu’nun büyük bir bölümünün ahududu reçelini hiç tanımadığı biliniyor.

Vişnenin bir başka özelliği de borsası olması. Diğer meyvelerde sözleşmeli üretici modelinin önemli ölçüde tercih edilmesine karşın vişnede bu modele pek itibar edilmiyor. Mevsimi geldiğinde, parasını cebine koyan reçel üreticisi Afyon, Kütahya, Erkmen, Akşehir’in yolunu tutuyor. Vişne buralarda kurulan borsada arz ve talebe göre kendisine fiyat buluyor. Vişnenin fiyatı rakip ülkelerdeki mahsüle de bağımlı. O yıl, örneğin Polonya’da vişne üretimi düşük olmuşsa, bu durum Türkiye’deki vişne fiyatının yükselmesine yol açabiliyor.

Gıda sanayii son yıllarda bir büyük eksiğini, yasal düzenleme alanındaki boşluğunu kapatma çabasında. Örneğin son gıda yasası bu çabaların ürünü. 2002 tarihli reçel, jöle, marmelat ve tatlandırılmış kestane püresi tebliği, reçel üretiminin esaslarını yeniden tanımlıyor. Buna göre 4 çeşit reçel var. Bunlar reçel, ekstra reçel, geleneksel reçel ve ekstra geleneksel reçel. Bu reçellerin tebliğdeki tanımlarına baktığımızda hepsinin birbirine çok yakın ifadelerden oluştuğunu görüyoruz. Aralarındaki farkı, bu tebliği oluşturan komisyonda da yer alan Yüksek Müh. Osman İnan şöyle anlatıyor:

Geleneksel reçeller, meyvenin içinde taneleriyle yer aldığı reçeller. Bu bizim geleneksel reçel yapma biçimimiz. Normal reçeller ise meyve pulpu veya püresinden yapılabiliyor. Meyve işleme sanayiinde sıkça rastlanan pulp kelimesini Osman İnan şöyle tanımlıyor: Kabuk, zar, tohum, çekirdek gibi kısımlarından temizlendikten sonra, kalan etli kısmın dilimlenmiş veya püre haline getirilmeden ezilmiş hali

Türkiye’deki toplam reçel üretimi 70 bin ton dolayında. Ev üretimi ile birlikte bakıldığında kişi başına reçel tüketimi yılda 1.5 kilogram dolayında. Avrupa ülkeleri ortalaması ise 3.5 kilogram. Türkiye’nin reçel ihracatı 2001′de 12 bin ton, 2002′de 6 bin ton ve 2003′de ise 8 bin ton olarak gerçekleşmiş. Reçel alanında büyük bir atıl kapasite var. Atıl kapasite oranı yüzde 60.

Görülüyor ki, meyve var, kapasite de var ama yeterince ihracat yok. Bunun önemli bir nedeni reçel tüketme alışkanlığımızın Avrupa ülkelerine göre farklı olması. Türk tipi reçel taneye dayalı. Meyve taneleri reçelin içinde bütün olarak bulunmalı. Türk tüketici bunu seviyor. Vişne, çilek, kayısıda olduğu gibi. Oysa Avrupalı tüketicinin reçel tercihi bizde hiç tutulmayan bir çeşide, marmelata dayalı. Özellikle de portakal, limon, turunç gibi narenciye ürünlerinden yapılmış marmelata. Bunun istisnası Rusya. Rus tüketici de taneli reçel seviyor.

Osman İnan, taneli reçelin sanayi tipi doldurma ve ambalajlamaya çok uygun olmadığını, batı ülkelerinin bunu yıllar önce fark ettiğini ve tüketicilerini ambalajlamaya daha uygun olan pulp’dan üretilmiş reçele yönlendirecek, gıda politikaları izlediğini söylüyor. Türkiye’den yapılan reçel ihracatı da, Avrupa’da yaşayan Türklere yönelik ihracat. Bir diğer adıyla etnik ihracat.

Türkiye’de ev üretiminden sanayi tipi tüketime hızla geçilememesinin önündeki bir büyük engel de markasız, merdiven altı üretimin yaygın oluşu. Reçelde kibarca söylerseniz kaliteyi bozmak, açıkça söylerseniz hile yapmak çok kolay. Merdiven altı yönetim de çoğunlukla reçelin kalitesi ile oynuyor. Bunun yarattığı kötü imaj, kaliteli mal üreten saygın markaların satışlarını da etkiliyor. Kaliteli ürün çıkaran üreticiler bu durumdan o denli zarar görüyor ve şikayet ediyorlar ki, Seyidoğlu firması tepkisini 2004 haziranında ilginç bir protesto eylemi düzenleyerek göstermişti. Önde gelen reçel üreticilerinden Seyidoğlu, reçel ve helvada kalitesiz üretimi protesto etmek ve tüketicilere şikayet etmek için, Boğaz Köprüsünden geçen araçlara iki saat içinde 5 ton helva dağıtmıştı.

Reçelde ortalama brix, yani kuru madde oranı yüzde 68 olmalı. Türlerine göre değişmekle birlikte meyve oranı da en az yüzde 33 olmalı.

Ev üretimi ile başa çıkamamasına karşın, sanayi üretimi kendi içinde hareketli bir dönem geçiriyor. Penguen Gıda son yıllarda agresif bir pazarlama politikası izleyerek Tamek’i yakaladı. Pazarlama Müdürü Erkan Güçük reçelde 2004 yılında yüzde 30 büyüyerek pazar paylarını yüzde 9.7′ye çıkardıklarını belirtiyor. İlk iki sırayı Penguen Gıda ve Tamek paylaşıyor. Pazar liderliği küçük farklarla aylara göre değişebiliyor. Onları Tukaş, Seyidoğlu, Koska, Tat, Sultanbacı takip ediyor. Markalar yörelere göre öne çıkabiliyorlar. Örneğin Seyidoğlu İstanbul’da, Seymen Ankara’da daha yaygın.

Türk reçel üreticilerinin önünde kabuk değiştirebilmek ve artı değeri artırabilmek için önemli bir fırsat var. Avrupalı üreticiler, reçeli giderek bir hediyelik eşya haline getirdiler. Son derece şık, estetik değeri olan süslü ambalajların içine yerleştirdiler. Bunlara estetik değeri güçlü, sanat ürünleri demek hiç de yanlış değil.. Bizde de zeytinyağı üreticilerinin son yıllarda son derece şık dizayn edilmiş şişelerle piyasaya girmelerinin, pazarı büyütmeye olan etkisi buna örnek olarak gösterilebilir.

Batılı üreticiler reçelin içeriği ile de oynayarak farklı bileşimler, lezzetler ortaya çıkardılar. Reçelde lezzet tasarımı adı verilen yepyeni bir konsept geliştirdiler. Viskili reçel bile var artık batı ülkelerinin market raflarında.

Reçel tüketicisindeki bu yaklaşım değişikliği, batıdaki reçel pazarının değer kazanmasında önemli rol oynuyor. Eninde sonunda bu yaklaşım Türkiye’ye de yansıyacak. Erken davranan marka önde duracak. Buna yasal zemin de uygun. İlgili tebliğ, baharat, ceviz, fındık, badem hatta şarap ve likörün geleneksel olmayan ürünlerde, bileşen olarak kullanılmasına izin veriyor.

© 2012 Reçel Suffusion theme by Sayontan Sinha